sigorta ve balkan bilgi

sigorta ve balkan bilgi 

İlk bakışta Avarları doğrudan, Çin kaynaklarında Juan-juan, Göktürk yazıtlarında ise Apar olarak geçen, Göktürklerin ve İç Asya'nın eski efendileri olan kavme bağlamak mümkündür. 552'deki Göktürk isyanı ve bağımsızlığı ile birlikte bunlar büyük bir bozguna uğrayıp dağılmışlardır. Belirttiğimiz gibi, Theophilaktos'a göre Gerçek Avarlar batıya değil, Kore ve Çin tarafına kaçmışlardır ve Sahte Avarlar bir kısım Oğurlardan başkası değildir. Ancak, başta Doğu Avrupa'daki baskın zümre olan Gerçek Oğurlar olarak, özellikle bölgedeki Türklerin buna bnmış olma ihtimali yoktur. Bu yüzden, bu haberde sıkıntı vardır.


Bu dönemde bozkırdaki birbiriyle ilintili etnik hareketlenmeleri toptan bir akışla inceleyen Czegledy, tıpkı İç Asyah Juan-Juan devleti gibi, hem Hun ka-ihlarının kurduğu Afganistan merkezli Eftalit devletinin, hem de Avrupalı
bunların aynı kaynaktan geldiği sonucuna ulaşmıştır. Afganistan'da|^|%| İç Asya’da büyük bir imparatorluk kuran Juan-Juan/Aparlardan kop^ \ Göktürkler 552’deki isyanlarının ardından gelen ezici Apar zaferini takik'^^S beklemeyerek onların batıdaki akrabalarına yüklenmişler, Sasanilerleyg^''^^ili ittifakın da yardımıyla 556’da başlayan savaşların ardından Eftalitleri lerdir. 558’de Avrupa’ya ulaşanlar bunların bir koludur. Dolayısıyla, bakıma Attila’nın Hunlarıyla aynı kaynaktan geliyorlardı ve belki buyü^d ^ kaynaklar onları Hunlardan pek ayırmaz.
Akdeniz dünyasının dış çevresine, dolayısıyla Bizans’ın ilgi alanına bölgelerde bir şekilde isbat-ı vücut eyleyen topluluklar, güç ve yeteneiç)^*^** gösteren ilk faaliyetlerinin ardından İstanbul’a elçi gönderirlerdi. Aym Avarlar da 558 yılında bir elçilik heyeti göndermişler, bu heyet şehirden ı,'*' çekmiştir. Halk sokaklara birikmiş, bu tuhaf kılıklı, saçları uzun ve örgülü |( leri görmeye çalışmıştır.
İstanbul’a ulaşan Avar elçileri, muhtemelen daha Kafkasların kuzeyinjç lara yol göstermeye (bu arada muhtemelen toprak anlaşmazlığı yüzünden”" çinemedikleri Suvar, Bulgar ve Oğurlarm üzerine salmaya) başlayan AlanJ' yönlendirmesiyle, Bizans’ın kendilerinden beklentileri konusunda hazırlıldıyıj 1ar. Kuzey KafkasyalI Alanlar Bizans’ı, Bizans da onları iyi biliyordu ve aralann^ çoğunlukla çıkar dostluğuna dayalı bir ittifak vardı. Avarlar İstanbul’da saıajj tepeledikleri kavimler hakkında bilgi verdiler, Bizans’ın da zaten kendisinin, hatsız eden kuzeydeki kavimleri, özellikle Kutrigurları tedip edecek bir müttei ke ihtiyacı vardı. Burada ayrıntıları ve uygulaması üzerinde fazla konuşulmanl bir antlaşma yapılmış gibidir. Dahası, buradaki antlaşmanın uygulanması koni sunda tereddütler vardır. Zira, ertesi yıl vaki olan tarihteki en büyük Kutrigıı|^ akını bütün Balkanların altını üstüne getirecektir. Bunu Avarlar harekete geçnır den önceki son büyük Kutrigur çabası olarak görmek mümkündür ve tarihçi çoğunlukla bu yönde rey kullanır. Avarlann kendi önemlerini ihsas etmekiçinta saldırıyı kışkırttıklarım veya Utrigurları ezerek diğerlerini o cepheden rahatlat nklannı değerlendirmek, hatta Gumilev gibi, Kutrigurların onların müttefiklen olduğunu düşünmek de mümkündür.
Avarlann dört yıl sonra, 562 yılındaki elçilikte söyledikleri şeyler ve birbirine benzeyen iki gelişme, bu arada neler olduğunu anlamamızı sağlayabilir. Avarlar bu ikinci ziyaretlerinde, daha önce antlaşıldığı üzere kendi görevlerini yaptıkla rını hatırlatıp, sıranın Bizans’ta olduğunu söylemişler ve birinci seferdeki gil» para değil, yerleşecek toprak istemişlerdir. Yaptıkları görev, yollarına çıkıp dilerine uzun süre direndikleri için Aşağı Tuna ve Buğdan'daki Slavların ezilmesi dışında, ki bunu Bizans ile ilişkilendirmeye gerek yoktur, göstermelik olarak Kutrigurların denetim altına alınması idi. Ama Bizans e
BALKANLAR EL KİTABI İ93
sine düşeni yapmadıkça bu bir şey ifade etmiyordu. Kutrigurlar, Bizans kaynaklarında geçtiği şekliyle Hunlar, Avarlarm 558 elçiliğinin ardından Balkanlara en büyük saldırılarım yaptıkları gibi, 562 ziyaretinin hemen öncesinde Balkanlara tekrar saldırıp Varna’yı ele geçirdiler. Bu açıkça, Avarlarm kendi önemlerini ihsas siyasetinin bir tekrarıydı. Kutrigurları istedikleri zaman tutup, istediklerinde salıvereceklerini göstermişlerdi.
O dönemde İustinianos (527-565) gibi büyük bir hükümdarın yönetiminde bulunan Bizans, özellikle Akdeniz fetihlerine önem verdiği ve eski Roma’yı yeniden kurmaya çalıştığı için, kuzey işlerini geçici çözümlerle idare ediyordu. İustinianos, Bizans’ın düşmanı olan Alman kabilesi Gepidlerin yaşadığı. Sava ve Drava nehirleri arasındaki bölgeyi Avarlara verdi ve bir taraftan savunma önlemleri alırken, bir taraftan da bugünkü Romanya arazisinde yaşayan Ant Slavlarını kışkırtmaya başladı. Avar kağanı Bayan, Franklarla savaşa girmesi yüzünden bu hakarete geçici olarak katlandı.
Kısa süre sonra Bizans’ta başa 2. İustinos (565-578) geçti. Onun, Avarlarm daha öncekilerin tekrarı olan taleplerini kesin bir dille reddetmesinde, diplomasiden habersiz ve dik kafalı oluşunun yanında, kuşkusuz Göktürklerin Bizans’ı sarsan tehditleri önemli olmuştu. Yoğunlaşan Frank-Avar mücadelesi de BizanslIları rahatlatıyordu. Ancak bu uzun sürmedi. Avarlar önce Frankları 566’da ağır bir bozguna uğrattılar. Ardından, Gepidlere karşı hemen batılarındaki diğer bir Alman halkı olan Lombardlarla [Langobardi] ittifak yaptılar. Arada kalan Gepidler her şeylerini kaybettiler. Böylece Attila’nm oğullarının yüzyıl önceki öcü de alınmış oldu. Avarlarm savaştaki dehşetini gören Lombardlar ise, müttefik bile olsa, böyle bir halkla komşu olmaktansa göç etmeyi yeğlediler ve İtalya’ya gittiler. Böylece, Tuna ile Sava nehirlerinin kuzeyinde kalan tüm bölge Avar idaresine girdi. îustinianos’un kuzey siyasetindeki yanlışlık, Akdeniz siyasetini de boşa çıkartacaktır. Onca zahmetlerle yeniden ele geçirilen İtalya, aradan fazla zaman geçmeden bu göçmen Lombardlarca ele geçirilecektir.
Avarlar bu kez de Gepidlerin yenilgi belirginleştiğinde Bizans’a terk ettikleri başkentleri Sirmium’u (şimdiki Srijem/Srem, Hırvatistan) istemeye başladılar. Bizans diplomasisi çok zorda kalmıştı. İran’a karşı Göktürk ittifakına ihtiyaçları vardı. Göktürkler de bunu istiyorlardı, fakat bu arada Avar meselesini hatırlatıyor, Bizans’ı onlarla anlaşmaması konusunda uyarıyorlardı. Göktürklerle yapılan 568 antlaşması Bizans’ın Avarlarla dostluk kurmamasını öngörüyordu. Avarlar ise talepleri karşılanmadığı için Balkan eyaletlerine akmaya başladılar. 568’de Avar saflarındaki Kutrigur akıncıları Dalmaçya ve Bosna’yı yağmaladılar. Savaşlar kesintilerle 574’e kadar sürdü ve sonunda barış yapıldı. Bu kez de Göktürkler Bizans ile bütün ilişkileri kesip Bizans mülkü olan Kırım’a saldırdılar.
Bundan sonraki gelişmeler. Balkanların bütün tarihi boyunca kuşkusy önemli hadise olan Slavlaşmanın başlaması itibariyle bir dönüm noktasu^^'^ eder. Anayurtlarının sınırları üzerinde ayrıntılarda sözbirliği sağlanmasa kelerinin merkezi Pripet nehri havzasına yerleştirilen Slavlar, Hunların kabilelerini ezerek Doğu Avrupa’dan uzaklaştırması sayesinde rahat kaln,,|'|^'' ve üç yönde, doğu, batı ve güney, ilerlemeye başlamışlardı. Bu yönelim dilsel olarak da kopup üç aileye ayrılmalarına yol açtı. Güneye yayılma Batı Slavlarından kopan iki ayrı kol tarafından, kademe kademe gerçekieşfj^' miştir. Doğu Slavları Karpat havzasına girerken. Batı Slavları da Orta Tunaj).
Doğu Slavları o günlere kadar zaten en az iki nesildir Kutrigur Türkleriejij ğinde Balkanlara akın yapıyorlardı. Bunlarla Avarlar hiçbir zaman uyuşaınaıj| lar. Bunların Orta Avrupa ormanlarından çıkıp gelen bu bitip tükenmezsaynijj^ ırkdaşları da Avarların dikkatini çekmiş, onları Bizans'a karşı kullanmaya bjj lamışlardır. Avarların sayısı çok azdı ve atlıydılar. Özellikle dağlık ve orman||| bölgelerde çok zorlanıyorlardı. Yaya olan Slavlar burada işe yaramaya başladılj, Böylece Balkanlar Avar-Slav ortak akınlarına maruz kaldı.
Balkanların kuzeydoğu köşesinden gelen Slavlar ise, belirttiğimiz giij Avarlardan bağımsız hareket ediyorlardı. Hem nesillerdir Bizans’ın kuzeyce|^ besini ihmal etmesi, hem de Avarlarla mücadele yüzünden, ki buna esas sebep/ Jer arasında İran’la süregiden savaşları da eklemeliyiz. Balkanların doğusunJ savunmasız kalması sebebiyle bu Slavlar hiçbir engel görmeden Yunanistan! kadar indiler. Nitekim Balkanlardaki Bizans güçlerinin komutanı ve 574yılında.V ki barışın mimarı Tiberios 578 yılında tahta geçtiğinde, Avarlardan Yunanistaai kadar inen Slavlara karşı yardım istemiş, bu istek yerine getirilmiştir.
Lâkin Sirmium meselesi iki devleti tekrar karşı karşıya getirdi. Avarlar kenti kuşattılar ve 582 yılında, Tiberios'un ölümünden az önce ele geçirdiler. Yeni imparator Maurikios (582-602} Avarlara haraç ödemeyi de içeren bir barışa rat olsa da, artık, hele Sirmium'un düşmesinden sonra. Balkanların istilası için kapı açılmıştı. 584 yılında Singidunum (Belgrat} alındıktan sonra Balkan yolu büsbütün açıldı. Doğu asıllı Slavlarla yarışırcasına Yunanistan’ın güney uçlarına kadar ulaşan Avar-Slav orduları Selanik'i iki kez kuşattılar. Bizans ordusunun büyük bir kısmı İran cephesinde meşgul olduğu için, küçük Slav çeteleri bile hiçbirdire-niş görmüyordu. Bu arada Orta Balkanların ahalisi evlerini terk ederek sahillere çekilmişti. Bu durum temel anlayışı değiştirdi ve istilacılar daha önceki akınlarm aksine, bu kez geri dönmemeye ve 580'lerden itibaren boşalmış topraklara yerleşmeye başladılar.
İran ile savaşı 591 yılında zaferle bitirip dönen Maurikios'un başlattığı, biır yıl Önce Darius'un yaptığı Saka seferini hatırlatan büyük sefer ise daha büyük..sigorta