sigorta ve balkan bilgimiz

sigorta ve balkan bilgimiz

 bir felakete yol açtı. Avar ve Slavlar, tıpkı Darius karşısında Sakaların ve Hitler ve Napolyon karşısında Rusların yaptığı gibi, BizanslIların karşısına çıkmadılar ve küçük saldırılarla sürekli kayıp verdirdiler. Böylece, yorulup hırpalanan Bizans ordusunda büyük sıkıntılar ve bezginlik baş gösterdi. 602 yılında cephedeki birliklerde isyan başladı; geri dönüp İstanbul'a yürüyen birlikler Phokas adlı bir askeri imparator yaptılar. Phokas döneminde (602-610) Bizans kuzeyde denetimi tamamen yitirdi ve cephe tamamen çöktü. Balkanların Slav mülkü haline gelişinin onun zamanında noktalandığı
belirtilir. Bu esnada Dalmaçya, Arnavutluk, Yunanistan, (Güney) Makedonya ve Trakya sahillerinin kimi kısımları hariç. Balkanların tamamı, hatta Peleponnes içleri bile Slavlarca yerleşildi. Slavların Ege adalarına da çıktıkları, hatta Girit’e gittikleri bildirilir. Daha sonraki dönemlerde Slavlar Dalmaçya’nın tamamını etnik olarak kaplarken, Yunanistan, Batı Trakya ve Arnavutluk bölgesinde geri adım attılar. Osmanh döneminde Kosova büyük ölçüde Sırpsızlaştı. Selanik çevresindeki Slavlar ise Yunanlılar tarafından 20 yy. içinde etnik temizliğe uğradılar ve çok azı yerlerinde kaldı.
Avarlar Balkanlardaki Slavların yalnızca şimdiki eski Yugoslavya kısmında yerleşenlerine (şimdiki Sloven, Hırvat, Boşnak, Sırp ve Karadağlıların ataları) hükmedebiliyorlardı. Bulgaristan, Makedonya ve Yunanistan’ı istila eden Slavlar aslen Avarların belalısı olan Aşağı Tuna Slavlarından inmişlerdi. Bir süre sonra, yukarıda bahsettiğimiz Asparuh’un Bulgarları gelecek ve Avarların yapamadığını yapıp, hem Tuna’nın kuzeyinde kalan, hem de güneyine geçip yerleşen Slavlara hakim olarak kendi Bulgar devletlerini kuracaklardır.
Bizans'ın kuzeyde toparlanması ancak dahi imparator Herakleios’un (610-642) çok uzun süren çabaları sonunda gerçekleşmiştir. 620’li yıllarda Bizans’ın tamamen yok olma aşamasına geldiği bir sırada onun uyguladığı stratejiler, Türkleşme hariç tutulursa. Balkanlar ve Ortadoğu’nun yaklaşık bugünkü resmini ortaya çıkarmıştır. Sâsânî İran karşısında sürekli gerileyen Bizans, 625/626 yılında Fars ordularının Kadıköy'e kadar gelişine şahit olmuştur. Karşı yakada ise Avar kağanı, içinde Slav, Bulgar ve Gepidlerin de bulunduğu dev bir ordu ile İstanbul’u kuşattı. Herakleios bu sırada Karadeniz’in doğu ucunda, Kafkaslılardan İran’a karşı asker topluyordu. İstanbul’da Bizans donanması İranlIların karşı tarafa geçişine izin vermediği gibi, kanolarla kuşatmaya katılan Slavları da kolayca ortadan kaldırdı. Görünürde, dehşete düşen Slavların çekilişi, Avar ordusunu da bozdu ve çekilmek zorunda bıraktı. Avar ricatının esas sebebi ise, ülkenin kuzey ve batısındaki Slav ve doğudaki Bulgar/Kutrigur isyanları idi. Bu isyanlar esnasında kuzeyde şimdiki Slovaklann cetleri Moravyalı Slavlar ile Slovenlerin ecdadı olan Karantanlar ayrılıp kendi devletlerini kurdular. Karadeniz’in kuzeyindeki Kutrigurlar da Büyük Bulgar devletine bağlandılar.
t Esas önemli olay ise, Kürbat adlı birinin önderliğindeki Sarı Oğurların Dalmaçya’yı işgali idi. Avar saldırıları ile yurtlarından sürülen Sarı Oğurlar onlar-
Bulgar (ki buna bir süre sonra Kiev’e kadar sokulan Hazarlar da eklenecektir), güneyi tutan Sırp ve güneybatıdaki Hırvat oluşumları ile, batıda bulunan güçlü Frank devleti ve Karantan ve Moravya Slavlarının devletleri Avarları her taraftan kuşatmıştı. Bu esnada onların, özellikle batıdaki bazı çatışmalara, bilhassa da kadim dostları Lombardların işlerine karışsalar da, barışı korumaktan başka çıkar yollarının olmadığını ve sürekli savunmada kaldıklarını anlıyoruz. Bu durum, Bizans kaynaklarının birden bire susması, Rus kaynaklarının ise "Avarlar gibi kayboldu" atasözünü nakletmeleriyle anlaşılabilir.
Avarların Frank etki ve nüfuz bölgesi olan Bavyera ve Lombardiya'daki işlere burun sokmaktan geri durmamaları, en sonunda devletin tümden yıkılışına yol açtı. Frankların en ünlü kralı Şariman (Carolus Magnus) onları cezalandırmaya ve Avar meselesini kökünden halletmeye karar verdi. 791 yılında başlayan savaşlar sekiz yıl sürdü; Avarların kendi iç mücadeleleri de eklenince çöküş hızlandı; devlet büyük ölçüde ortadan kalktı ve şimdiki Macaristan bölgesi Frank idaresine geçti. Avar yurdunun doğu kısmı olan Erdel (Transilvanya) ise Kurum Han’ın Bulgarları tarafından işgal edildi. Siyasi bir güç oluşturmasalar da Yukarı Tisa boylarında kimi Avar topluluklarının bağımsız kaldıkları anlaşılıyor. Yaklaşık yüzyıl sonra başlayan Macar fetihlerinde ilk alınan bölge burası olmuştur.
Devletlerini kaybeden Avarlar zaman içinde bölgedeki halklar (Alman, Slav, Bulgar, Macar, vb.) arasında eridiler. Ancak bunun aniden olmadığı kesindir. 10. yy ortalarında Dalmaçya’da bile hâlâ Avarlar vardı. Avar kalıntılarının, daha çok da Avarların bir dönem buraya yerleştirdikleri Kutrigurların (ki, bunlarla ilgili haberler 15. yy"da, Bosna Osmanlı hakimiyetine girdiği zaman bile gelir) bağımsızlıklarını koruduğu bir yer olarak da Bosna’yı görmek gerek. Burası ne Frank veya Bulgar devletlerince, ne de Bizans tarafından alınabilmiştir. 9. yy içinde, Avar devletinin çöküşünden hemen sonra, burada siyasi bir iradenin bulunduğu anlaşılıyor. Dışarıdan hiçbir gücün yerli hanedanları değiştirmediği Bosna, kimi zaman, ama sadece birkaç yıllığına, bağımsızlığını kaybetse de, sürekli güçlenerek Sırp ve Hırvat devletleri ayarında bir güç haline gelmiştir. Bütün Ortaçağ boyunca ülkeyi yöneten ve Bosna ile özdeşleşen Kotroman sülalesinin aslı da, böylece Türklere dayanmaktadır.
KAYNAKUR
Constantine Porphyrogenitus, De Administrando Imperio, yay. Gy Moravcsik - R. /. jenkins, Washington, 1967.
^Czegledy K., Turan Kavimlerinin Göçü, çev. G. Karaağaç, İstanbul, 1999. ne, John V. A., The Early Medieval Balkans - A Critical Survey from the Sixth to ^heLate Twel/th Century, Ann Arbor, 1983.
HIRVATLARIN KÖKENİ VE ORTAÇAĞ HIRVAT TARİHİ
Doç. Dr. Osman Karatay Ege Üniversitesi
Büyük ihtimalle Altayların kuzeyindeki bölgeden gelen, Orta Asya’da Seyhun boylarında bir süre bulunan ve 5. yy ortalarında Avrupa’ya giren Oğurlar, Türklerin Güney Sibirya kuşağında yaşayan büyük boy birliği Tingling’lerin bir üyesiydiler. Bu birliğin doğuda kalan iki üyesi ise Oğuzlar ve Uygarlardı. Oğurlar 463 yılında Bizans’a elçi gönderdiler. Bunlardan haber veren Priskos San Oğur, Onoğur ve Oğur (yazmada Urog) boylarını sayar. Bunlar anlaşılan iki kısma ayrılmışlardı; zira üçüncü isim ortak adlarından başka bir şey değildir. Daha sonra Rus kaynaklarının verdiği haberlerden Onoğurların diğer bir adının Kara Oğurlar olduğunu anlıyoruz. Sarı Oğur ise açık şekilde bunun mukabilidir, çünkü eski Türkçe’de san ‘ak’ anlamına gelirdi.
San veya Akoğurlar Don nehri boylarında yaşayan eski bir Türk kabilesi olan Akatzir/Ağaçerileri yendiler, ardından onları Güney Kafkaslara yapılan akmlar-da görüyoruz. Avarların Avrupa’ya gelişinden sonra ise Akoğurlardan hiçbir haber gelmez. Avarların Karadeniz ve Kafkasların kuzeyindeki Onoğur, Alan, Sabir, Utrigur ve Kutrigur gibi kavimlerle ilişkilerinden bahsedilir, ancak hiçbir yerde güçlü ve önemli bir boy oldukları anlaşılan Akoğurlarm ismi geçmez.
Herakleios dönemindeki olaylardan bahseden 10. yy Bizans kaynağı De Administrando Imperio, o günlerde Ak Hırvatların yaşadığı yerden (Galiçya civarı] kalkan bir Hırvat topluluğunun Herakleios ile ittifak akdederek Dalmaçya’ya geldiklerini ve Avarları buradan sürerek ülkeye sahip olduklarını söyler. İlk Rus yıllığı Povest’de Herakleios dönemi için benzer bir olaydan bahseder. Doğudan gelip Slavların ülkesine yerleşen Ak Oğurlar, o sırada doğuda İran cephesinde olan imparatora başvurmuşlar ve Bizans’ın müttefiki olarak Avarlarla savaş-tmışlardır. Burada bahsedilen tarihi çok önemli ayrıntılarıyla birlikte biliyoruz.
104İ BALICANLAR EL KİTABİ
egemenliğini redde zorladılar. İşlen yerleştikten sonra Hırvatistan’ı,, Papalığın güçlü desteğine sahip Zvonimir adlı birisi görülüyor,
Papa’nın kışkırttığı Norman kralı Robert Guiscard ile Bizans ve Venedij^^*^ da savaş başladı. Hırvatlar beklendiği üzere papalık tarafındaydılar. 1085’e kadar sürdüyse de, belirleyici bir sonucu olmamıştır.
Zvonimir ölünce yerine bir veliaht bırakmadı. Son Trpimirovic
KreSimir’in oğlu 2. Stjepan tahta geçtiyse de, tüm ülkenin hakimi 0I3 ' Knin'de Petar adlı birisi krallığını ilan etti. Eski Neretva arazisinde Slavac Krayinası’nda ise Kosmat adlı knezler krallık iddiasıyla bağımsız olduj '' kargaşada Bizans ve Venedik Dalmaçya kentlerinde hakimiyet tesisine
dılar. Bu ise Macarları tahrik etti. Zvonimir'in dul karısı bu şartlarda Ma
İl Lâsziö’yu davet etti. Kral başarılı bir yürüyüş yaptıysa da, endişeye b ^ Bizans'ın Kumanları üzerine salması yüzünden çekilmek zorunda kaldı yeğeni Almos'u Hırvat kralı ilan etmekten geri durmadı. Slavonya bölgesi
Almos’un buradaki idarede başarısız olması üzerine veliahdı Koloni
revlendirdi. Lâsziö’nun ölümünden sonra. Papalık desteğini de alan Kolon,' kendisini Hırvat kralı ilan etti. Büyük bir orduyla yürüyerek karşısına çıkanp adlı knezi ağır bir yenilgiye uğrattı. Güneye yürüyüşünü sürdürdü. Bunun üzen-bir araya gelen 12 kabilenin temsilcileri onu Hırvat kralı seçtiler (1102],Utijî,' kaynaklarda Pacta Conventa olarak geçen ve devletler hukukunda çok anılanı, antlaşmayla Hırvatistan’ın bağımsız siyasi hayatı sona ermiş, Macarlarlailoliij devlet kurulmuştur. Koloman bunun ardından bağımsız hareket eden Dalmap şehirlerini almak için harekete geçti; Split ve Zadar’ın kolayca dize getirilıjs diğerlerine de hemen boyun eğdirdi. Böylece Dalmaçya uzun bir aradan so:: birleşti. *
Ancak Venedikliler de buna cevapta gecikmediler. Deniz güçlerinin üsti ğü sayesinde 1115'te Rab, Zadar ve Biograd, ertesi yıl da Sibenik, TrogineSpI Venedik hâkimiyetine girdi. Macarların buraları tard çabaları sonuç getirmeli^ Üstelik kısa bir süre sonra Bizans işin içine girdi. Güney Slav bölgelerini & getiren Manuel Komnen idaresindeki Bizans, Venedik’le uyum içinde olanl Dalmaçya'da da üstünlük kurdu ve Macarları buradan büsbütün kovdu. Tin Balkanlara hâkim olan ünlü Bizans imparatorunun ölümü, bu bölgelerin top tan Bizans’ın elinden çıkışı anlamına geldi. Bu kervana Dalmaçya kentlerU* katıldı. Zadar’ın öncülük ettiği harekette, çıkan isyanlarla Venedikliler kovui ve Hırvat-Macar erki geri çağrıldı. Venedikliler bunun acısını unutmamışlar^ Haçlı seferinde ilk faaliyet olarak 1202 yılında Zadar’ı alıp harap ederekbunof öcünü almışlardır. Sık sık el değiştiren sahil kentleri bir tarafa, Dalmaçya grindeki geleneksel yapı ve özerklik korunmuş, burada Macar kralı sadece üst hâkim olarak tanınmıştır. Üstelik bir süre sonra güçlü derebeylikler çılo”*'sigorta