sigorta ve balkan bilgi konu

sigorta ve balkan bilgi konu

 Bunlardan birisi olan Bribirli Subic ailesi gücünün zirvesindeyken tüm Dalmaçya ile birlikte Bosna’yı da yönetiyordu. Hatta Macar krallarının yapamadığını yapıp, Venediklilerin elinde kalan Zadar için mücadele bile etmişlerdir. Bu yıllar Arpadoğullarının zayıfladığı son dönemlere tekabül eder. Dalmaçya’ya karşılık, Macarlarla Drava nehri boyunca uzun bir sınırı olan Slavonya bölgesinde güçlü bir Macar idaresi kurulmuş, buraları aynen Macar etnik bölgeleri gibi yönetilmiştir.
Bugün önemli bir Hırvat kendi olan Dalmaçya'nm güney ucundaki Dubrovnik, Ortaçağ boyunca hiçbir zaman Hırvat idaresinde olmadığı gibi, Katolik nüfuslu olmasına rağmen Hırvat kimliğini benimsemesi de oldukça yenidir. Boşnak ve Sırpların burada hâkimiyet çabaları da sonuç vermedi. Burasını Venedikliler ve OsmanlIlar da alamadılar ve hep bağımsız bir şehir cumhuriyeti
Venediklilerle ciddi bir mücadele sergileyemediler. Böylece savu lan Dalmaçya’da Venedik nüfuzu iyice ilerledi. Ancak aynı yüzyıl,f,. Anjoulular toparlanıp Venedik ile mücadeleye başladılar. Bu, güçlü kra'j^V daha gençlik yıllarında olmuştur. 1358 Zadar barışıyla noktalanan sav nunda Venedik tüm sahili Macarlara bıraktı.
1382 yılında Lajos’un ölümüyle Macar merkezi idaresi sarsıldı. H,rv gücünün doruğundaki Bosna tarafından hararetle desteklenen reketler başladı. Bu durum Sigismund'un 1408 yılında hem Hırvatistan ^ Bosna'da duruma hâkim olmasına kadar sürdü, ancak bu kez de
len Türk tehlikesi belirdi. Üstelik Venediklilerin ilerleyişini durduramadı
1420 arasındaki savaşlarda Venedik yeniden tüm sahile hakim oldu. İ4jj, itibaren ise Dalmaçya ve Slavonya içlerine Türk akınlan başladı.
Bir kara devleti olan Macaristan için Dalmaçya’nın önemi Venedikliierlejj^^ da tampon bölge olmasıydı. Venedik cenahından tehlike gelmediğinde adeta unutuluyordu. Bu durum genel olarak Hırvatları rahatsız ediyordul(j_|j yy'ın ikinci yarısında Matyas Korvin gibi güçlü bir kralın idaresindeykeniıjj fırsat buldukça isyan ediyorlardı. Matyas dönemindeki isyanların birsebebj^ onun merkeziyet siyasetiydi.
1490’da Matyas ölünce taht Jagello hanedanına geçti ve Macaristan hızlagjjj kaybetmeye başladı. Bunu Türk akınlarınm yeniden başlaması izledi. Akuij doğrudan Hırvat bölgelerini hedef alıyordu, ancak özellikle Sava ile Dravaan sındaki araziye yapılan akınlar doğrudan Macar ana ülkesini hedefliyordu.k akınların Bosna kaynaklı olduğu da bilinmektedir. Macar başkentinden desta gelmediği için savunma işi yerel Hırvat derebeylerine kalıyordu. 1493yıluıi; Krbava ovasındaki savaşta Hırvat güçleri ağır bir yenilgiye uğradılar. Macarlaı^ yapabildiği tek şey bir süre sonra barış istemek oldu.
Dalmaçya yönündeki Türk akınlan Venedik arazisini de vurunca, 1499^ Venedikliler, Macarlar ve Papalık bir ittifak kurdu ve çetin savaşlardan soııı|, OsmanlIları barışa zorladılar. Ancak Macarların çok güçlü olmadığı birkezdalul görüldü ve OsmanlIlar bu barışla ciddi bir şey kaybetmediler. Bu dönemdeHımt bölgelerinin başında Matyas Korvin'in oğlu Ivanis Korvin vardı. Macarlarmka) dadeğer başarıları onun idaresindeki Hırvat birlikleri sayesinde gelmişti. Onuı 1504'te ölümünden sonra da buraların savunması derebeylerine terk edildLBt ise Macar otoritesinin büsbütün yıkılmasına yol açtı. Öte yandan, Macarlarlaba rış hali olsa bile, Hırvat derebeyleriyle münferit çatışmalar süregitmiştir.
Bosna'nın fethinden sonra uzun süre toprak alamayan ve tıkanan Osraani: orduları, 58 yıl sonra Belgrat'ı fethettikten sonra Hırvat bölgesinde fetih hare^ katına başladılar. Ertesi yıl Knin ve Skradin, daha sonraki yıl da Ostrovicazapte dildi. Macarların Fatih'ten geri aldıkları Bosna'nın ünlü kalesi Jajce’nin 1528'de
alınmasından sonra, güçlü sahilkentleri hariç Dalmaçya'nın neredeyse tamamı OsmanlI idaresine geçmiştir. Slavonya’da çoktan başlamış olan fetihler ise Mohaç savaşının ardından tüm bölgenin Osmanlı idaresine girmesiyle sonuçlandı.
Matyas Korvin'in 1463 yılında Habsburglarla yaptığı bir antlaşmaya göre, Macar tahtına bir varis bulunmadığı anda Almanlar hak sahibi olacaklardı. Mohaç böyle bir durumu ortaya çıkardı. Bu şekilde, Türk idaresi haricinde kalan küçük bir Hırvat arazisi 1527 yılında Ferdinand’ı Hırvat kralı olarak tanıdı. Böylece, Hırvatların önemli bir kısmı Türk idaresine girerken, diğerleri de çok uzun sürecek bir Alman etkisiyle başbaşa kalmışlardır. Bunun Hırvat ulusal bilincinin oluşmasında belirleyici rolü olmuştur. Kesintisiz süren Slavlaşmaya rağmen, Venedik idaresindeki sahil kentleri Latin kimliğini çok yakın zamanlara kadar sürdürmüştür. Buraların Hırvatça konuşan ahalisi, eski Yugoslavya'nın diğer halklarınca bugün bile Latin olarak adlanmaktadır.
KAYNAKLAR
Budak, Neven, Prva stoljeĞa Hrvatske, Zagreb, 1994.
Charanis, Peter, "Ethnic Changes in the Byzantine Empire in the Seventh Century", Dumbarton Oaks Papers, Washington, 1968.
Constantine Porphyrogenitus, De Administrando Imperio, yay. Gy. Moravcsik & R. lennings, VVashington, 1967.
Dvornik, Francis, Byzantine Missions among the Slavs, New Jersey, 1970.
Gluhak, Alemko, Pohjeklo imena Hrvat, Zagreb, 1990.
Goldstein, Ivo, Hrvatski rani srednji vijek, Zagreb, 1995.
Gregoire, Henri, "L'origine et le Nom des Croates et des Serbes", Byzantion, XVII [1944-45), s.88-118.
Hauptmann, Lj., "Seoba Hrvata i Srba", Jugoslovenski Istorijski Ğasopis, 1II/1-4 (1937), s.30-61.
Hersak, Emil, "The Avars: An Overvievv of Their Ethnogenesis and History", The Turks, C.l, Ankara, 2002, s.590-606.
Karatay, Osman, Hırvat Ulusunun Oluşumu. Erken Ortaçağ'da Türk-Hırvat İlişkileri, Ankara, 2000.
—, "Sırp ve Hırvat Göçlerinde Oğur İlgisi", Türkler, Ankara, 2002, C.ll, s.591-598.
..., İn Search of the Lost Tribe: The Origins and Making of the Croatian Nation,
Çorum, 2003.
Klaic, Nada, Povijest Hrvata u srednjem vijeku, Zagreb, 1990.
BULGARLARIN BALKANLARA GÖÇÜ VE TUNA BULGAR DEVLETİ
Doç. Dr. Ayşe Kayapınar Abant İzzet Baysal Ünversitesi
453 yılında Batı Hun Devletinin hükümdarı Atilla’nın ölümü üzerine bir grup Hun onun oğlu İrnek öndeliğinde Macaristan topraklarından ayrılarak doğuya hareket eder. Burada menşeleri Orta Asya'da Ting Ling olarak bilinen kavme kadar uzanan Ogurlarla karışlaşırlar. Bu karışımdan Bulgarlar (Bulgar Türkleri) ortaya çıkar. Zaten Bulgar adı da "bulgamak" yani karışmak fiilinden türemiş bir kelimedir. Kaynaklar, Bulgarlardan ilk defa 482 yılında Ostgot Kralı Teodorik'e karşı Bizans İmparatoru Zenon’un müttefiki ve Karadeniz’e doğru ilerleyen Avarların yardımcıları olan ve kuzey kavimler! tabiiyeti altına alan bir kavim grubu olarak bahsederler. Bu tarihlerde Bulgarlar, Hazar Denizi ile Tuna arasındaki saha üzerinde görülürler. Bulgarların ismi bilinen ilk kağanı Coştun adında birisidir. Bu kişinin 605 yılına kadar Bulgarların başında bulunduğu bilinmektedir. 605 yılında Dulo ailesine mensup ve Gostun’un yeğeni olan Kubrat [Kovrat yada Kurt olarak da biliniyor) Bulgarların başına geçer. Kubrat 635 yılında beş yıllık bir mücadele sonucunda Avar hakimiyetine son vermeyi ve Han unvanını alarak Büyük Bulgaristan adı altında bir kavimler birliği kurmayı başarır. Bu devletin sınırlarını doğuda Kuban nehri, batıda Dnyeper, kuzeyde Donets, güneyde de Karadeniz ile Azak Denizi oluşturur.
Bulgarların tarih sahnesinde göründükleri tarihten itibaren Bizans ile olan ilişkileri önem taşır. Bu ilişkiler bazen dostluk ve barış içerisinde sürer bazen de şiddetli çarpışmalara yol açacak kadar da gerilir. Kubrat döneminde Bulgarlar, Bizans’la dostane ilişkiler kurar. 635 yılında iki devlet arasında ilk antlaşma yapılır. Bizans İmparatoru Herakleos (610-641), yanına gelen Bulgar elçilik heyeti le Kubrat’a çok sayıda hediye gönderir ve patrikios unvanını ihsan eder.
642 yılında Kubrat’ın ölümü üzerine Hazarların baskısı netice
Bulgaristan yıkılır ve toprakları Kubrat'ın beş oğlu - Batbayan, Bezi
(Asparuh), Kotrag, Aitsek arasında paylaşılır. Bu paylaşım Asya içlen % len Hazarların ilerleyişini daha da kolaylaştırır. Neticede Hazarların Bulgarlar, çeşitli yönlere dağılan üç ana grup halinde varlıklarını sürd^'''/. Kubrat’ın büyük oğlu maiyetindeki Bulgarlarla beraber Hazar hakimiyç^'^*'* rer. Aitsek adındaki bir başka oğlu da Panonya’ya yerleşerek Avar hakin,
kabul eder. Kotrag, başka bir grup Bulgarla beraber kuzey ve kuzeydoğu de, Asparuh’un önderliğindeki Bulgarlar ise güney ve güneybatı istikanij,*^ ilerler. Kotrag, Kazan etrafında İtil (Volga] Bulgar Devletini kurar. Asparm,"'^ önce Besarabya bölgesine gelerek yerleşir ve Bizans topraklarına akınlardû ^ lemeye başlar.
Asparuh liderliğindeki Bulgarlar ise Dinyeper ve Dinyester nehirlerinigjçj rek bugünkü Güney Besarabya’ya Bizans İmpratorluğuna komşu olacakşeloiıj, yerleşirler. Onların yerleştiği bölgenin ismi Bizans kaynakiarında Oglosy^jj Onglos (’OyAoç yada 'OyyAoç - «köşe, bucak») olarak geçer. Asparuh’un bölgesine kesin geliş tarihi bilinmemekle birlikte Bizans İmparatorluğunun^ ğuda Araplara karşı ve Avrupa'da dinî ve diplomatik mücadele verdiği yıllarolı, 650 ile 670 tarihleri arasında gerçekleştiği tahmin edilmektedir. Asparuhilejt len bu Bulgarlar, I. Bulgar Devletini kuran ve ilmi araştırmalarda «I ya da «Bulgar Türkleri» olarak adlandırılan Türklerdir. Asparuh'la neye inen Bulgarlar hakkında bilgi Bizans tarihçileri Theofanes ve Nikeforas'® eserlerinden alınmaktadır.
Besarabya bölgesine gelip yerleşen Asparuh önderliğindeki Bulgarin Bizans'ın kuzey komşusu olur. Başlangıçta Bizans’la dostane ve barışçıl ilişh 1er kuran Asparuh [640-700), gerek Hazarlardan kaçmak gerek yeni yerteşit alanı bulmak amacıyla. Tuna deltasının kuzeyindeki topraklardan harekı Dobruca'nın güneyindeki Bizans topraklarına saldırılarda bulunmaya başlar, tarihlerde Bizans İmparatoru IV. Konstantinos [668-685), İstanbul’u kuşai Araplara karşı savaşmakta olduğundan kuzeyden yapılan saldırıları engelleyt) cek güçte değildir. Araplar, kuşatmaya son verince Bizans imparatoru Bulgarlan' karşı sefer hazırlıklarına girişir. Konstantinos, 680 yılında büyük bir denizve kara kuvvetiyle Bulgarları topraklarından çıkartmak üzere Tuna’nın ağzınavt Oglos denilen bölge üzerine yürür. Bulgarların bataklıklar arasında gizlenerek açıkça savaşmaktan kaçınması, Konstantinos’un başarısız kılar. Hastalık nede niyle imparatoru Mesemvria’ya geri çekilen Bizans ordusu Bulgarların saldın-sına uğrar ve pek çok kayıp vererek çareyi kaçışta bulur. Bulgarlar ise, Varnı [Odesos) yakınlarına kadar olan Dobruca bölgesini ele geçirir. Neticede Bizans imparatoru IV. Konstantinos ile Asparuh arasında 681 yılında anlaşma yapık Buna göre BizanslIlar Bulgarlara on yıllık haraç ödemeyi kabul ederler.sigorta