sigorta ve balkan bilgi konumuz

sigorta ve balkan bilgi konumuz

 Bizans, kendi toprakları üzerinde bağımsız bir Bulgar devletinin kurulmasını resmen kabul eder.
Bu tarihlerde aslında Dobruca bölgesi, fiili olarak zaten Bizans’ın elinden çıkmıştı. Buraya Slavlar yerleşir, ancak bunların belirli bir teşkilatlanmadan yoksun olması sebebiyle Bizans’ın hâkimiyeti bölgede hala sürmekteydi. Siyasi ve askeri tecrübeye sahip olan Bulgarların bölgeye gelmesi Bizans’ın bölgedeki hâkimiyetine ağır bir darbe indirir. Bulgarlar, "yedi Slav” kavmi ve Sevenleri (başka bir Slavkavmi] tabi kılarak başkentleri Doğu Mözyada bulunan Pliska (Aboba) merkez olmak üzere güçlü bir devlet kurmayı başarırlar. Böylece 1. Bulgar Devleti yada Tuna Bulgar Devleti kurulmuş olur. Bulgarlar, kendilerine bağladıkları Slavları çeşitli bölgelere sürerler ve bunları devletin bazı önemli noktalarının güvenliği ile görevlendirirler. Doğu Balkan Dağ geçitlerinin güvenliği Slavların Sever kavmine bırakılırken, güney ve batı yönündeki bölgelerin Avarlara karşı korunması "yedi Slav kavmine" verilir.
Tuna Bulgar Devleti içerisinde nüfus bakımından Slavlar üstün konumdadır, ancak devleti teşkilatlandırmada öncülük Bulgarlara aittir. Vll. Ve Vlll. yüzyıllarda kaynaklar Bulgarları ve Slavları ayrı ayrı zikreder. Ancak Tuna Bulgar Devletinin Bizans’ın etkisiyle Ortodoks Hıristiyan inancını kabul etmesi ve Bizans tebaasından Kiril ve Methodius’un Grek alfabesini Slav diline adapte etmeleri, 1. Bulgar Devletine yeni bir kimlik kazandırır. IX. yüzyılın İkinci yarısından itibaren Bulgarların yoğun bir şekilde Hıristiyanlaştığını ve Slavlar arasında eridiği görülür.
Hıristiyanlık öncesi Tuna Bulgar Devletinin hükümdarları, Asparuh Han (640-700), Tervel Han (700-716), Tvirem (?), Sever Han (718-754), Kormisoş Han (754-756), Vineh (756-761), Telets Han (761-764), Sabin Han (764-766), Umar Han (Temmuz 766-Ağustos 766), Toktu Han (766-767), Pagan Han (767-768), Telerig Han (768-777), Kardam Han (777-802), Krum Han (802-914), Omurtag Han (814-831), Malamir Han (831-836), Presyan Han (836-852)’dır.
Hıristiyanlığın kabulünden sonra Tuna Bulgar Devletinin hükümdarları, Knez Boris (852-889), Vladimir Rasate (888-893), Çar Symeon (893-927), Çar Petro (927-969), Çar 11. Boris (969-971) ve Çar Samuel’dir (976-1014).
Tuna Bulgar Devletinin ilk hükümdarları Dulo ailesinden gelir. Asparuh Han, Tervel Han ve Sever Han birer Dulo'durlar. Kormisoş Han, Vineh Han, Sabin Han, Umar Han, Pagan Han ve Telerig Han Vokil ailesinden gelirken, Telets Han ve ^ Toktu Han ise Ugayin ailesindedirler. 681 yılında kurulan Tuna Bulgar Devleti, püney Besarabiya, Eflak ovasının bir kısmı, Dobruca’nın tamamı ve Karadeniz osı ile Timok nehri arasındaki Aşağı Mözya eyaletini kapsamaktadır.
İse Trakya’dan çekilerek geri döner. Müttefiki Justinianus'un intikamını alma bahanesiyle Tervel Han, yeni Bizans imparatoruna savaş açar ve Trakya üzerinden ilerleyerek İstanbul surları önüne kadar gelir. Trakya ve İstanbul çevresi Tervel Han’ın ordusu tarafından yağmalanır ve çok sayıda ganimet elde edilir. Bu durum Bizans’ın, Avrupa yakasındaki topraklarının güvenliğini sağlama bakımından ne kadar güçsüz olduğunu gösterir. Bizans ile Tuna Bulgar Devleti arasındaki savaş durumu 716 yılına kadar sürer. 716 yılında Tervel Han ile Bizans İmparatoru 111. Theodosios (715-717) arasında yeni bir anlaşma yapılır. Buna göre iki devlet arasındaki sınır. Kuzey Trakya’dan yani Burgaz Körfezinden başlayarak Edirne-Filibe yolunun Meriç nehri ile kesiştiği hat olur. Bu şekilde Tuna Bulgar Devleti, güney sınırı bakımından Trakya ovasına doğru genişler. Ayrıca bu anlaşma ile Bizans, Bulgarlara 30 lidre altın değerinde yıllık haraç ödemeyi kabul eder ve iki devlet siyasi mültecilerini bir birine teslim etmeyi taahhüt eder. Bunlara ek olarak iki ülkede ticaret yapanlardan resmî belge istenilmesi, böyle bir belge bulundurmadığı taktirde malına devlet hâzinesi adına el konulması kararlaştırılır. Bu anlaşmanın en önemli sonucu Bulgarların, Bizans imparatoruna İstanbul’un Araplar tarafından kuşatılmasına [717-718) son vermek için yardımda bulunması olur. 718 yılında Bizans, Bulgarların yardımıyla Arapları bozguna uğratır. Bu olay Bulgar hükümdarının itibarının artmasına yol
718 yılından sonra kaynaklar Tervel Han hakkında bilgi vermemektedir. Bundan dolayı da onun bu tarihten sonra yerini yeni bir hükümdara yani Tvirem Han’a yerini bıraktığı tahmin edilmektedir. Ancak bu hanın hangi yıllar arasında hüküm sürdüğü tam olarak bilinmemektedir. Büyük ihtimal kısa bir süre için Bulgar tahtına geçmiştir ve ardından yerini Sever Han’a [718-754) bırakmıştır. Sever Han’ın dönemiyle ilgili olarak da Bizans kaynakları oldukça sınırlı bilgi vermektedirler. Sever Han, Bulgar tahtına oturmuş Dulo ailesine mensup son hükümdardır. 754 yılındaki ölümü üzerine Bulgar soyluları taht mücadelesine girişmişlerdir. Bazı Bulgar tarihçileri Kormisoş Han’ın Sever Han’dan önce hüküm sürdüğünü ve Tuna Bulgar Devletinin üçüncü hükümdarı olduğunu kabul etmektedirler. Ancak Bulgar Hanları Listesinde Kormisoş Sever Han’dan sonra geçmektedir.
Vokil abesinden gelen Kormisoş Han’ın [754-756) tahta çıkmasıyla Tuna Bulgar Devletinde bir taht mücadelesi devri başlamıştır. Bu taht mücadelesi boyunca eski Bulgar sülaleleri olan Vokil ve Ugayin bir birlerine karşı üstünlük sağlama mücadelesine girişmişler ve 767 yılına kadar kısa süreli bazen ilk aileden bazen ikinci aileden gelen hükümdarların Bulgar tahtına cülus etmesine sebep olmuşlardır. Bu dönemde Kormisoş Han’dan başka Bulgar tahtına sırasıyla Vineh Han [756-761), Telets Han [761-764), Sabin Han [764-766), Umar Han [Temmuz 766-Ağustos 766), Toktu Han [766-767), Pagan Han [767-768) çıkmışlardır. Kormisoş Han, Vineh Han, Sabin Han, Umar Han ve Pagan Han dö-
nemlerinde Vokil sülalesi üstün duruma gelir, Telets Han [761-764^, Han (766-767)'la Ugayin ailesi üstünlük kazanır. '
718 ile 756 yıllan arasında hüküm sürmüş hükümdarlar dönemincjp ile Bulgar Devleti arasındaki ilişkiler nispeten sakin görünür. İki devlet yeni anlaşmaların yapılıp yapılmadığı bilinmemektedir. Ancak 7l8yıim(jj lan anlaşmanın aralıklarla yenilendiği tahmin edilmektedir. En azında kayg^' ra göre nispeten sakin bir dönem olarak değerlendirebileceğimiz 718-756 arasındaki dönem, V. Konstantinos'un (741-775) Bulgar sınırında kaleler edip buralara Suriyeli ve Ermeni göçmenleri askeri sınıf olarak yerleştim,”'^ başlamasıyla son bulur. Buna karşı Bulgarlar inşa edilen kaleler için haraçjj^' 1er. Muhtemelen burada yeni bir haraç değil de, 716 yılında ihdas edilen artırılması söz konusudur. Ancak Bulgar elçileri bu konuyla ilgili olarakBizanjij ret cevabı ile karşılaşırlar. Bu durum Bulgarlar tarafından bir savaş vesilesj yılır ve 755'de Trakya'ya girerek Anastasios'un suruna kadar ulaşırlar fjjijj yenilerek geri çekilmek zorunda kalırlar. V. Konstantinos, Bulgaristan'a harekete geçerek Balkan Dağındaki Veregava geçidine kadar ilerler. Neöceıjj Bulgarlar Bizans'la 756 yılında yeni bir anlaşma yapmak zorunda kalırlarj(;iQj Bulgarlar, Bizans karşısında birtakım askeri başarısızlıklar yaşadıkları di açılarında olumsuz olan bir anlaşmaya imza atmaya zorlanırlar. Bıuaf Bulgarlar Balkan Dağının güneyinde elde ettikleri topraklardan vazgeçU rumunda kalmışlar ve Bulgar Devleti ile Bizans arasındaki sınır BalkanDafc güney eteklerine kadar çekilmiştir. Ayrıca Bulgar Devletinin yöneticileri o^y nnı Bizans'a rehine olarak göndermeye mecbur edilmişlerdir.
Arapların saldırılarının zayıflaması üzerine Tuna Bulgar Devleti ile arasında yeni savaş dönemi başlar. Telets'in tahta geçmesinden sonra (]«) çok sayıda Slav, Bulgar sınır bölgesinden Bizans arazisine geçer ve impan torluk tarafından Bitinya'ya yerleştirilirler. 763 yılında Bizans İmparatonıV. Konstantinos, BuJgarlara karşı sefer düzenleyerek onları bozguna uğratır,Bunı üzerine Bulgarlar Telets Han'a karşı isyan ederler ve onun ölümüne sebep olu 1ar. Tuna Bulgar Devletindeki taht mücadele devri Telerig Han’la (768-777)som eren Bulgarlar kendini toparlayarak devletlerini yine eski savaş gücüne kavuştu rurlar. Ancak Telerig döneminde de Bizans İmparatoru V. Konstantinos'u Bulgu Devletine karşı sefer düzenlediğini (773) ve barış yapılması için baskıdabult duğunu görüyoruz. Aslında her ne kadar Bizans tarihçisi Theofanes 768ve7îî yıllarında Bulgar Devleti ile Bizans arasında anlaşmalar yapıldığından bahsetst de, 775 yılına kadar Bulgarlarla BizanslIlar arasında kalıcı bir barış sağlanaıuai Bu tarihte V. Konstantinos'un Bulgarlara karşı düzenlediği bir sefer esnasınii! ölmesi üzerine Bulgar Devleti kendini yok etme amacında olan bü3^kbirtfl|^ likeden kurtulur. Telerig Han devlet içerisinde çoğunlukta olan Slav unsurun» önemini kavramış ve bu unsur üzerine devletin gücünü dayandırabileceğini»
BALKANLAR EL KİTABİ 1115
lamıştır. Bundan dolayı Telerig Han, hem iç hem de dış Slavların birleştirilmesi gerektiğini savunan ilk Bulgar hükümdarı olur. Telerig Han'ın bu düşüncesini uygulamaya geçirecek gücü olmaz. Ancak halefleri onun bu düşüncesini dış politikalarının temel yapı taşı haline getirirler. Bulgar ham Telerig, ülkesindeki iç karışıklıklardan dolayı Bizans İmparatoru IV. Leon’un yanına (775-780) sığınır ve Hıristiyanlığı kabul ederek bir Bizans prensesi ile evlenir.
Kardam Han (777-802) döneminde merkezi otorite güçlenir, iç karışık-lılar ise tamamen geçmişte kalır. 791 ve 792 yıllarında Bizans İmparatoru VI. Konstantinos (780-797) iki kez Bulgarlara karşı sefer düzenlediyse de başarılı olamaz. Taht mücadelesi devrinin kapanmasıyla toparlanan Bulgarlar, Bizans'a karşı yeniden harekete geçer. Böylece VI. Konstantinos, Bulgarlara karşı yaptığı ikinci seferi sırasında büyük bir yenilgiye uğratılır. Kaynaklar bahsetmiyor, ancak Bulgar tarihçisi V. Beşevliev bu yenilgi neticesinde Bizans'ın Bulgarlarla barış anlaşması yapmak zorunda kaldığına vurgu yapıyor. Bu anlaşmaya göre Bizans, Bulgarlara yıllık haraç ödemeye mecbur edilir. Ayrıca bu anlaşmayla Bulgarlar, 756 yılında yapılan anlaşmayla kaybettikleri toprakları geri alırlar. Yine de belirtmek gerekir ki, Kardam döneminde Tuna Bulgar Devleti ile Bizans arasındaki esas anlaşma 796 yılında yapılmıştır. Bu anlaşma da Bulgarların lehine olan anlaşmadır.
Kardam, selefinin ortaya attığı Bulgar Devletinin sınırları dışında kalan Slavları birleştirme politikasını izlemeye çalışmış, ancak bu konuda çok başarılı olamamıştır. Çünkü Kardam Han'ın esas düşüncesi merkezi otoriteyi güçlendir-mektir. Bundan dolayı da Bulgar Devletini zayıf düşürecek her türlü hareketten, özellikle de Bizans'la meydana savaşı yapmaktan sakmmıştır. Onun saldırı politikasından ziyade, daha çok savunma stratejisini benimsediğini görüyoruz. Ancak Kardam'm izlediği bu savunma stratejisi, halefi Krum Han döneminde (802-814) saldın politikasına dönüşecektir. Bununla beraber Krum Han'ın hükümdarlığının ilk yıllarında babası Kardam döneminde Bizans'la yapılan anlaşma geçerli olacaktır. Bu tarihlerde Bulgar Devleti kuzey-batıda Frank Devleti ile Avar Hanlığı arasında cereyan eden çatışma ile ilgilenir. Avar Kağanlığı Orta Tuna Ovasında yaşayan pek çok Slav kavmini hakimiyeti altına almıştır. 803 yılına doğru Frank Devleti, Avar Hakanlığının zayıf düşmesini sağlayarak onun batı bölgelerini ele geçirmiş ve topraklarını kendi devleti sınırları içerisine dahil etmiştir. Böylece Frank Devletinin sınırları Orta Tuna'nm sağ kıyısına kadar ulaşır. Krum Han da Avarların zayıflamasından faydalanarak Avar Hakanlığının kalıntılarına son vermiş ve doğu bölgelerini Tuna Bulgar Devletinin sınırlarına katmıştır. Böylece Tuna Bulgar Devleti sınırlarına kuzeyde Erdel'e, batıda Belgrat ve kuzeyine, güneyde Selanik ve Termopil bölgeleri dahil edilmiş ve Frank Devleti ile arasındaki sınırı Tisa Nehri oluşturmuştur.sigorta