sigorta ve balkan bilgi konusu
Bizans İmparatoru Bulgar hanının bu yöndeki düşüncelerini tahmin buna engel olmak niyetindeydi. Bundan dolayı 807 yılında Bizans Nikeforos (802-811] Bulgarlara karşı sefer düzenler. Ancak askerin Ediıa,j ‘ ayaklanması üzerine imparator bu seferden vazgeçmek zorunda kalır, Ertejj Krum, karşı harekete geçerek Struma ırmağı bölgesinde Bizans ordularımı^' guna uğrattıktan sonra askerlere maaş olarak verilen paraları ele geçirir,gjj, lında Krum'un ordusu, bölgede Bizans'ın son güçlü kalesi olan Serdika’ya($o(j saldırır ve şehri ele geçirir. Böylece Bulgarların, Slav Makedonya’sına yolu açılır. Ayrıca Ortadoğu-Bizans-Balkanlar-Orta Avrupa arasındaki askeıj, ticarî ana güzergâha sahip olunur. Ancak Krum'un asıl hedefi İstanbul'a sı; olmaktır. Böylece hem Bizans'ı güç durumadüşürecek hem de doğu-batı reti trafiğinin akışını hızlandırmak suretiyle Bulgaristan bir konaklamanı ve önemli bir transit merkez haline gelecektir. Nikeforos, Bulgar Hanının Slavları birleştirme hem de Bulgaristan'ı bir transit merkez haline getiı engellemek için 809 yılında Balkanlar'daki Slav bölgelerine Anadolu’dan Be Hıristiyan göçmenlerinin yerleştirilmesini emreder. Bu tedbir, bir tarife Bizans halkı arasında hoşnutsuzluk yarattığı gibi, diğer taraftan da Nikett tatmin etmez. Bundan dolayı Bizans imparatoru, Bulgar Devletinin başkente rine yürümeye karar verir. Böylece 811 yılının ilkbaharında 1. Nikeforos,biji bir ordu ile Bulgar Devletinin sınırından geçerek Krum'un barış teklifinei madan Pliska'ya saldırır. Bulgar Devletinin başkenti yağmalanıp yıkılmasraıtî rettikten sonra hanın sarayını ateşe verdirir. Bunun üzerine Krum Hanordus® Balkan Dağlarında Vırbitsa geçidini tutmalarını emreder. 26 Temmuz8U'df®' duşu ile birlikte geri dönen Bizans İmparatoru I. Nikeforos, Bulgarların sına uğramış ve yapılan savaşta imparator dâhil pek çok Bizans ordukomu'^ öldürülmüştür. Krum Han, I. Nikeforos'un başını kestirerek zaferinin olarak eski Türk geleneğine uygun bir şekilde kafatasını gümüşle kaplı haline getirterek onunla boyarlarına içki ikramında bulunur.
Bulgarlar tarafından İmparator Nikeforos'un Vırbitsa geçidinde bozgıı^^, ratılması, Bulgaristan açısından çok önemlidir. Çünkü bu olayla Serdikal^^^ ile birlikte Bulgar Devleti .sınırlarına Krum --edilen but**
BALKANLAR EL KİTABİ 1117
raklann almışı teyit edilmiştir. Nikefor’un Bulgar başkenti ve sarayından yağmalayıp ele geçirdiği mallar geri alınmıştır. Ayrıca bu zaferle Makedon Siavlarmm Krum Han’a karşı saygısı artmış ve Tuna Bulgar Devletinin güneybatıya doğru genişlemesinin yolu açılmıştır. Vırbitsa geçidindeki Nikeforos’un yenilgisinden sonra Bizans İmparatorları loannes Çimiskes (969-976] dönemine kadar istila ve işgal amacıyla Balkan Dağının kuzeyine geçmeye cesaret edememişlerdir.
Krum, Nikeforos’un yerine geçen Mihail Rangabe (811-813) ile barış yapmaksızın 812 yılında Filibe’yi alır, Doğu Trakya’da akınlara girişir ve Karadeniz kıyısındaki Develtos (bugün Burgaz yakınlarında Develt köyü cıvan), Ahyolu, Süzebolu, Eski Zağra ve önemli bir merkez olan Mesemvriya’yı (bugün Nesebır kasabası) ele geçirir. Mesemvria’yı kuşattığı sırada Krum Han, Bizans’a barış teklifinde bulunur. Barışın şartları şöyledir: Bulgarlardan Bizans’a sığınanlar iade edilecek, Grek tüccarlar belirli pazaryerlerinde ticaret yapacaklar, her satıcı sattığı malın nevini ve miktarını Bulgar yetkililere önceden bildirecek ve Bulgaristan’a yıllık vergi ödenecektir. Bizans, Bulgar elçileriyle barış görüşmelerine son verince Mesemvria Bulgarların eline geçmiş oldu. Barış teklifinin ret edilmesi üzerine Bizans’ı barışa zorlama düşüncesiyle 813 yılında Krum, İstanbul surları önünde görünür. Ancak bu amacına ulaşamayıp hayati tehlike geçirerek buradan ayrılır. Çünkü Mihail Rangabe’nin yerine Bizans imparatoru olan V. Leon (813-820), barış vaadiyle onu pusuya düşürerek öldürmek istemiştir. Bizans'ın kendisine karşı düzenlediği suikastın intikamını almak için Krum Han hem İstanbul civarını yağmalayıp tahrip etmiş hem de Edirne’ye giderek buradaki halkın Tuna’nın kuzeyine tehcir edilmesini emretmiştir. Makedonya ve Trakya’dan Bizans tebaasının kendi ülkesinin kuzeyine yerleştirmekle Krum Han, bu bölgelerdeki Bizans nüfus yoğunluğunu azaltmayı amaçlamıştır. Krum, "Altın mızrağını Yaldızlı Kapı’ya" saplayarak İstanbul’u ele geçirmeye kesin kararlıydı ve bunun için gerekli hazırlıklara girişir. Avarlardan ve Slavlardan yardımcı kuvvetler temin eder. İstanbul’a ulaştığında arkasından gelebilecek herhangi bir tehdide mahal vermemek için Biznas’ın Hadriopolis (Lüleburgaz) kalesini zapt eder ve garnizonunu da yok eder. Ganimetler için de beş bin araba yaptırdıktan sonra İstanbul surlarının önünde tekrar görünür. Ancak 13 Nisan 814 tarihinde Krum’un aniden ölmesi Bizans İmparatorluğunu ve başkentini büyük bir felaketten kurtarır.
Krum Han’la Hıristiyanlık öncesi Tuna Bulgar Devleti en parlak dönemini yaşar. Onun döneminde Bulgaristan, Avrupa’nın güneyinde önemli bir askeri ve siyasi güç haline gelir. Krum’un devlet politikasının temelinde Tuna bölgesinde bulunan bütün Bulgarları birleştirme ve Mözya Siavlarmm oturduğu bütün toprakları Bulgar Devleti sınırları içerisine dahil etme düşüncesi yatmaktadır. iBu düşünceyle hareket eden Krum Han, dışarıda Bizans’la savaşmak suretiyle Bna Bulgar Devletinin sınırlarını genişletmeyi başarır. İç politika bakımından
önce sanığın dinlenmesini, hırsızlara yardım edilmemesini ve hırsi2|,|j^^ lere ağır cezalar verilmesini, içkinin yasaklanmasını ve yoksullara h idame ettirecek kadar yardım sağlanmasını emrediyordu. Aslında bu v ’ Krum Han, devleti güçlendirmek için iki unsur yani Bulgar ve Slavlara eşitliği ve kaynaşmayı sağlama amacı da güdüyordu. Böylece KnezBori?' minde gerçekleşecek olan Hıristiyanlaşma ve Slavlaşma süreçlerini baslah,'^ Ancak Bulgar tarihçisi Zlatarski'nin belirttiğine göre Krum Han buikic-gerçekleşip Bulgar unsurunun yok olmasına neden olacağını hesaplayanı Krum Han, sadece Tuna Bulgar Devletini yasalar koyarak hukuki bir kimli zandırmakla kalmamış, ülkesini imar etmek için de çabalamıştır. Nitekim 1. Nikeforos’un yakıp yıktırdığı devletin başkenti Pliska’yı tekrar imarettir| görüyoruz. Bu düşünceyle de İstanbul kuşatmasından geri çekilirken böl^ gördüğü heykel ve mermer sütunların Pliska'ya nakledilmesini sağlar.
Krum Han’ın ölümü üzerine Bulgar tahtına oğlu Omurtag (8 14-832] [i Omurtag döneminde devletin temelinde yatan geleneklerin terk edildiği^ letin kurucusu Bulgarların haklarının tehlike altına girdiği ve eski inanJİ yıkıldığı endişesinden ileri gelen iç ve dış politikada bir takım değişikliklap konusudur. Hıristiyanlığın yayılışı ve devlet politikasının Slavları birleştinı yönelmesi bu endişeyi artırıyordu. Çünkü Hıristiyanlığın yayılışı paganinaa terk edilişi anlamına geliyordu. Slav unsurunun çoğalması ise, onun giderekit let yönetiminde Bulgarların aleyhine etkin konuma gelmesi demekti. Dolayiij Krum Han’ın güçlü bir devlet oluşturmak amacıyla tüm Slavları Tuna Bı? Devletinin çatısı altında birleştirme politikası, Omurtag döneminde olıs etki yaratmıştır. Çünkü Slavların nüfusunun artması, aynı zamanda Bulgaıto erimesi ve devlet yönetimindeki yerlerinden olması anlamına geliyordu.
Hıristiyanlık da Bulgaristan’da giderek yayılıyor ve endişe verici t»)' lara ulaşır. Hıristiyanlığın Bulgar Devletinde yayılışı, Krum Han dönen®*' Bizans’la yapılan çetin savaşların sonucu idi. Çünkü bu savaşlar süresinceBi’'' Han Trakya’dan Hıristiyan esirler alıp Bulgaristan topraklarına yerleştir Hıristiyan esirler de kısa sürede komşu oldukları Bulgar ve Slavlaraı^ Hıristiyanlığın yayılmasını sağlarlar. Krum Han, muhtemelen esirlere guladığı iskan politikasının böyle bir sonuç doğuracağını tahmin etme ancak yerine geçen oğlu Omurtag (814-832) döneminde Hıristiyanlığa^ hareketlenmeler başlar. Diğer taraftan Slav unsuru, Bulgar Devleti sınıra
BALKANLAR EL KİTABI İl 19
sinde o kadar artar ki, devlet yönetiminin üst kademelerinde yer almaya başlar, hatta devlet politikalarım belirleme girişimlerinde bulunur.
Omurtag Han’ın hükümdarlığının ilk yıllarında Babaeski civarında Bulgar ordusunun Bizans karşısında yenilgiye uğraması üzerine Bizans imparatoru ile barış görüşmeleri başlatılır. Neticede (takriben 816 yılında) Omurtag Han ile Bizans Devleti arasında 30 yıllık bir barış anlaşması imzalanır. Bu anlaşmanın süresi dikkat çekicidir. Çünkü Bizans’ın diğer devletlerle yaptığı anlaşmaların süresi genelde iki veya üç yıldır. 30 yıllık ve daha uzun süreli anlaşmaları Bizans çok nadir kabul etmektedir. Bu olayı Omurtag Han’ın diplomatik başarısı olarak görmek gerekir. Anlaşmanın şartları Süleymanköy (bugünkü Şumnu iline bağlı Seçişte köyü) civarında bulunan kitabede kayıtlıdır. Anlaşmanın ilk maddesi gereğince Karadeniz kıyısındaki Develtos’tan başlayarak Ahyolu ve Mesemvriya’yı Bizans’a terk eden, güneybatı yönünde Harmanlı civarında Meriç nehrine, oradan da Rodopların kuzeyinden geçerek Filibe ovasına ulaşan ve Sofya bölgesini Bulgaristan’a bırakan bir hat, Bulgar Devleti ile Bizans arasında yeni sınır olur. Anlaşmanın ikinci maddesi ise iki devlet arasında esir değişimi ile alakalıdır. Bu durum özellikle Krum Han döneminde Bulgaristan’a nakledilen Hıristiyanları ilgilendiriyordu. Buna göre Bulgarlar, bu Hıristiyanların belirlenen fidye miktarı karşılığında geri iadesini kabul ediyordu. Bunun dışında iki devlet arasında bulunan sınırın yakınında yaşayan Slavların yerlerinde kalacağı, imparatorluk tarafından sürgün edilenlerin ise geri döneceği belirtiliyordu.
716 yılındaki anlaşmadan sonra gerçekleştirilen bu anlaşmayla Bizans ikinci kez Bulgarların elde ettiği toprakları resmen tanımış olur. Bizans İmparatoru 11. Mihail (820-829) tahta çıktığı yıl, anlaşmanın yenilendiğini ve uzun bir süre Bulgar-Bizans ilişkilerinin barış içinde devam ettiğini görüyoruz. Hatta Bulgar hükümdarı, müttefik sıfatıyla Bizans İmparatoruna, Thomas isyanının bastırılmasında (823) yardım eder.
Güneyde Bizans ile barış yaparak güvenliği sağlayan Omurtag Han, dikkatini kuzeybatı ve kuzeydoğu sınırlarına yoğunlaştırır. Bu dönemde Bulgar Devletinin kuzeydoğu sınırları oldukça hareketlidir. Peçeneklerin öncülüğünde Orta Asya’dan yeni bir göç dalgası gelmektedir. Bunların baskısı ile Don nehri kenarında oturan Macarlar batıya çekilerek Dinyepr nehri civarında Bulgar topraklarına girmek zorunda kalırlar. Neticede Omurtag Macarlara savaş açmak durumunda kalır.
^ Kuzeybatı sınırında ise, 824-829 yıllan arasında Bulgarlarla Franklar arasın-
Egerginleşir. Bu tarihlerde Timoçani, Braniçevtsi ve Abodriti adlarıy-! kavimler! Bulgar Devletinden kopmak için ayaklanırlar. Bu kavim-ezi Ludevit'in tarafına geçtiyseler de 822 yılında knezin. Frank Kralı
Bulgarlarla Franklar arasındaki anlaşmazlığın ana sebebini oluşt^^ iki devlet arasındaki sorun. Franklara Güneydoğu Pannonya ile şehrini bırakan barış anlaşmasının imzalanmasıyla çözüme kavuşur.
Bizans'la 30 yıllık barış anlaşması yaparak güney sınırında huzuru
la Omurtag Han, hem kuzey sınırındaki problemleri çözme hem güçlenmesini sağlama fırsatı bulur. Onun döneminde de başkent imar edilmiş ve yeni yapılara kavuşmuştur. Omurtag Han döneminden tabeler bu tarihlerde yapılanlar hakkında bilgi vermektedir. Kitabe^S bir kısmı Yunanca olarak yazılmış olup büyük ihtimal Bulgaristan'da esjf\ bulunan BizanslIlar tarafından kaleme alınmışlardır. Bulgar Devletinin kilatlandırılması da Omurtag Hana aittir.
Omurtag'ın ölümünden sonra yerine küçük oğlu Malamir (831-8 tahtına geçer. Malamir, Omurtag'ın üçüncü oğludur. Büyük ağabeyi Hıristiyan olduğu için tahttan mahrum edilmiştir. Diğer ağabeyi Zvinitjj yaşta ölmüştür. Malamir babasının dışarıdaki barışçıl, içeride de HırisJ' karşıtı politikasını sürdürmeye çalışır. Franklarla barışçıl ilişkiler devau^ se de, Bizans'ın barışı bozması üzerine iki devlet arasındaki ilişkilergergijjj Malamir dönemi hakkında bilgi veren kaynaklar, birkaç Bulgar kitabesindej' rettir. Malamir'e ait bir kitabede bu dönemde BizanslIların Bulgaristan'ıjjj ladığından bahsedilmektedir. Ayrıca Malamir'in adamlarından biri olanla Trakya'ya sefer düzenlediği ve Filibe'yi de Bulgar topraklarına kattığıdai tilmektedir.
Malamir'in ölümü üzerine Bulgar tahtına büyük kardeşinin oğlu (836-852} geçer. Presyan da, Bulgar Devletinin topraklarına, Slavların birlikte yaşadığı yeni bölgeleri katma çabası içindedir. Bu yiizteı Bizans'ın Araplarla meşgul olmasından istifade ederek güney ve güneybatı nünde akınlar düzenler. 837-838 yılında Bulgar orduları Halkidiki yanmak nın batısına ulaşır ve Serez civarında zafer kazanır. Ayrıca Filippi şehıinieb^ çirerek Bulgaristan'ın güney sınırını Struma nehrine kadar genişletir, Dolayfi Makedonya'nın tamamı elle geçirilir. Bulgarların güneydeki ilerleyişinidti mak amacıyla Bizans, Tuna'nın kuzeyine yerleştirilen kendi tebaasından ok larla irtibata geçerek ayaklanmaları için destek verir. Presyan, 1 dımıyla bu isyanı kontrol altına alabildiyse de, buradaki sürgün 1 topraklarına geri dönmesine mani olamaz. Görüldüğü üzere Presyan döne# Bulgarlar, Bizans'ın tahrikiyle Sırplarla ilk çatışma yaşamışlardır. Bu döneık' Bizans'la savaş durumu 845 yılma kadar sürer. Neticede Bizans, Akdenizk')’^ daki topraklarını geri alır. Presyan Han ise, Rodoplarda ve Selanik'in kuzeyi hareketle Makedonya bölgesindeki hakimiyetini sağlamlaştırır. PresyanHaj^ neminde muhtemelen anti-Hıristiyan hareketler sona ermiştir. Çünküoğlu^ Boris, Hıristiyanlığı resmen kabul eden ilk Bulgar hükümdarı olacaktır.®^'
BALKANLAR EL KİTABI 1121
Presyan’la Tuna Bulgar Devletinin, Hıristiyanlık öncesi devri kapanmıştır. Bu tarihte Bulgaristan’ın sınırları Karpatlardan Sakar Dağına ve Karadeniz’den Arnavutluk’a kadar uzanmaktaydı. Bu sınırlara Dakya, Moravya, Mözya, Trakya ve Makedonya gibi Slavların yaşadığı pek çok bölge dâhil edilmiştir. Toprak bakımından Tuna Bulgar Devleti çok genişlemiş, ancak farklı dini inançlara ve geleneklere sahip olmalarından ve farklı diller konuşmalarından dolayı ülkede mevcut etnik gruplar arasında birlik sağlanamamıştır. Bu birliğin kurulması için sadece toprak bütünlüğünün sağlanması yeterli değildi, kültürel birliğin de oluşması gerekiyordu. Knez Boris, Hıristiyanlığı ve Kiril alfabesini ülkesinde yaşayan iki farklı etnik unsura benimsetmekle Tuna Bulgar Devletinin kültürel birliğini sağlayacaktır.
Presyan’m ardından Bulgar Devletinin idaresini oğlu Knez Boris (852-889) üstlenir. Kenz Boris tahta oldukça karışık bir dönemde çıkar. Bu tarihlerde Frank Devletinin doğu sınırlarında, bugünkü Çek, Slovakya ve Kuzey Macaristan topraklarında, Frank kralının tabiyetinde Slav knezliklerinden biri olan Moraviya Knezliği güç kazanmaya başlamıştır. 830 yılı civarında Moravya knezlerinden Moyimir, Moravya topraklarındaki küçük knezlikleri birleştirmeyi ve Franklara karşı isyan ederek bağımsız bir Slav Devletinin kurulmasını sağlar. Moyimir’in halefi Rostislav döneminde Moravya’nın daha da güçlendiğini görüyoruz. Nihayet IX. yüzyılın ikinci yarısında Frank hakimiyetine son verildikten sonra Moravya Devleti kurulmuştur. Knez Rostislav, Franklarla olan mücadelesinde Knez Boris’ten yardım ister. Knez Boris, Rostislav’a yardım etmek istediyse de, bu konuda başarılı olamaz. Çünkü Knez Boris’in bu teşebbüsü karşısında Franklar, va-salları olan Hırvat knezini Bulgarlara karşı kullanmışlardır. Ayrıca Bizans’ın desteğini alan Sırplar da Bulgarlara karşı harekete geçmişlerdir. Böylece Knez Boris bir taraftan Bizans destekli Sırp, diğer taraftan da Frank destekli Hırvat tehdidi ile karşı karşıya kalmıştır. Bu durum karşısında Knez Boris, Kenz Rostislav’la ittifak yapmaktan vazgeçerek Frank Devleti ile barış imzalama yoluna gitmiştir.sigorta
