sigorta ve balkan bilgilerimiz

sigorta ve balkan bilgilerimiz

 850 yılı civarında Knez Vladimir’in ölümünden sonra parçalanan Sırplara karşı Knez Boris savaş açtıysa da başarılı olamaz. Hatta bu savaşta oğlu Vladimir ve on iki boyarı Sırplara esir düşer. Bunun üzerine Knez Boris Sırplarla barış anlaşması yapmak zorunda kalır. Ancak bu arada Rostislav, Franklara karşı başarı elde etmiş ve bölgedeki diğer Slavların da desteğini kazanmıştır. Frank Kralı Ludvvig’in oğlu Kariman, babasına karşı isyan ederek Doğu Alplerdeki toprakların bağımsız hakimi olma isteği, Rostislav için olumlu bir durum yaratır. Diğer taraftan Moravya Devletinin güçlenmesi, Tisa ile Orta Tuna civarındaki ^Slavlar üzerindeki Moravya nüfuzunun artması, Bulgarların buradaki çıkarları-1^1 zedelemektedir. Ayrıca Frank-Bulgar ittifakından rahatsızlık duyan Rostislav, pns’ı Bulgarlara karşı harekete geçirmeye çalışır. Zaten Frank-Bulgar ittifa-^zans’ı başka açıdan da rahatsız
olan Bizans'ta endişe yaratır. Bulgaristan üzerine dinî nüfuz kurmgig dan Ortodoks ve Katolik kiliseleri rekabet içerisindeydiler. Bulgar.p
rak Mihail-Boris olarak adlandırılmıştır. Bulgar kilisesi de İstanbul sine bağlanmıştır. Başta Knez Boris olmak üzere Bulgarların, Hıristiyani,-ettiği tarih 865 yılının eylül ayıdır.
Bulgaristan’ı Hırsityan bir ülke yapmakla Knez Boris, merkezi otoıj^ güçlendirmeyi, etnik farklılığa son vermeyi ve devletini uluslar arası ta statüsünü kuvvetlendirmeyi amaçlamıştır. Hıristiyanlığın kabulü ile jj (Protobulgar) unsuru kalabalık Slav unsuru arasında erimiştir. Böylecef Bulgar Devleti bir Hıristiyan-Slav karakteri kazanmıştır. [
Boris-Mihail dönemine damgasını vuran diğer bir olay Yunan alfabesininS^^ diline uyarlanması ve bunun sonucunda ilk Slav edebiyatının ortaya çıkmasi Slav alfabesi devlet içerisindeki sosyal ve kültürel gelişme bakımından büyült önem taşımaktaydı. Slav alfabesi. Kiril ve Metodius kardeşleri tarafindanjE tirilmiştir. Bu iki kardeş, IX. yüzyılın başında Selanik’te doğmuş olupSlavsü oldukları düşünülmektedir. Kiril ve Metodius Slav alfabesini 855 yılındajd? tirmişlerdir. Bu alfabeye önce «Glagolitik alfabe», daha sonra da «Kirilalfefe denilmiştir. Slav alfabesinin kabulü ile Türk Bulgarları giderek kendi İft unuturken devletin de resmî dili olan Slavcayı kullanmaya başlamışlardır
Knez Boris-Mihail kendi isteği üzerine 888 yılında tahttan çekilmiş ve oğlu Vladimir'e (888-893) bırakarak bir manastıra kapanmıştır. Vladimit^ sının izlediği politikayı bırakarak Frank Kralıyla tekrar anlaşma yolunagi®^ Boris’in Hırstiyanlaşma politikasına karşı olan bir takım boyarlar da Vladi®^ etrafında toplanmışlardır. Bunların amacı Hıristiyanlaşmayı durdurma ^ ların inancına tekrar dönmekti. Çünkü bu boyarlara göre Hıristiyanh?®|.^ ataların dininden uzaklaşma, hem de Bizans’a tabi olmak anlamına^ du. Neticede Bulgaristan büyük bir isyan patlak verir. Asiler devlem’
BALKANLAR EL KİTABİ 1123
ti Pliska’ya yürüyerek Knez Boris'i öldürmek ve Hıristiyanlaşmaya da son vermek isterler. Ancak kısa sürede Knez Boris, idareyi tekrar ele geçirmiş, isyana son vermiş ve ele başı saydığı elli iki boyan aileleri dahil kılıçtan geçirtmiştir. Vladimir’i ise gözlerine mil çektirerek tahttan indirtmiş ve yerine de diğer oğlu Symeon'u (893-927) geçirmiştir. Boris-Mihail 907 yılında ölmüştür.
Symeon döneminde Bulgaristan'ın sınırlan oldukça genişler ve büyük bir si-5iasi güç haline gelir. Merkezi idarenin kuvvetlendirilmesi ile boyarlar yeni hükümdarın etrafında birleşirler. Symeon döneminde kültürel ve edebiyat açısından da gelişmeler görülür.
Symeon tahta çıkmasıyla Bulgar Devleti ile Bizans arasındaki ilişkiler gerginleşir. İmparator VI. Leon (886-912), Bulgar mallarının pazarını, İstanbul’dan Selanik’e nakleder. Bundan dolayı Bulgar ticareti Bizans memurlarının suiistimallerine ve ağır vergilere maruz kalır. Symeon, diplomatik yoldan bu emrin iptalini istediyse de, pazarın eski yerine nakledilmesini sağlayamaz. Bunun üzerine Bulgaristan’la Bizans arasında tarihçilerin «İlk ekonomik savaş» olarak adlandırdığı bir savaş başlar. Aslında savaşın sebepleri ekonomik olmaktan daha çok siyasidir. Bulgar hükümdarının, Bulgar kilise ve devletini Bizans etkisinden kurtarma isteği, Bulgar kilisesinde resmî dil olarak Yunanca yerine Slav-bulgarcasmı kullanma girişimi ve Grek din adamlarının yerel din adamları ile değiştirilme çabası bu savaşın sebepleri arasında gösterilebilir.
Bu savaşın sonucunda Symeon, Doğu Trakya’yı istila eder. Bizans ise 894’de yaşadığı yenilgi üzerine Dinyeper ve Dinyester ırmakları arasında yaşayan Macarlardan yardım ister. Böylece Macarlar Bizans’a yardım etmek adına, Symeon'un kuvvetlerine kuzeyden bir kaç kez saldırıp yenilgiye uğrattırlar ve Kuzey Bulgaristan'ı da yakıp yıkarlar. Aynı zamanda Bizans donanması. Tuna nehrinin ağzını tutarken Nikeforos Fokas da Bulgaristan’ın güney sınır bölgesini işgal eder. Symeon zaman kazanmak amacı ile Bizans’la ateşkes yapıp Macarların doğu komşusu olan Peçeneklerle anlaşır. 896 yılında Peçenek ve Bulgar birlikleri Macar köylerini yağmalarlar ve Macarların Pannonya’ya göç etmesine sebep olurlar. Macar tehlikesini atlattıktan sonra Symeon yine Doğu Trakya’daki Bizans topraklarına girer ve Babaeski yakınında Bizans ordusunu bozguna uğratır. Yapılan barış anlaşması ile (896) Bulgar pazarı tekrar Selanik'ten İstanbul'a nakledilir. IX. yüzyılın sonuna doğru Symeon, topraklarını Draç yönünde Arnavutluk'a doğru genişletir. Ertesi yıl Symeon, Selanik'e doğru ilerler, Selanik'! ele geçiremese de, güney sınırını oldukça genişletir. Neticede 904 yılında barış anlaşması imzalanır. Yapılan barış 912 yılına kadar sürer ve bu yıldan sonra Bizans'la olan ilişkiler yine gerginleşir.
Symeon bir taraftan Bizans'la savaşırken, diğer taraftan ülkesindeki kültür çalışmalarını yaygınlaştırmaya çalışmıştır. Symeon, 1. Bulgar Devletinin başken-
hitap edilmesi ile yetinemeyeceğini ve «Bulgarların ve Romalıların
nına sahip olabileceğini düşünmüştür. Bu düşünce ile Symeon 9i2
Leon öldükten sonra yerine geçen Aleksandros'a (912-913] elçiler 896 3oIında yapılan barış anlaşmasının yenilenmesini istemiştir. Alel^ğ'S ret cevabı üzerine Symeon 918 yılının ağustos ayında Bizans İmparat topraklarına girerek İstanbul önlerine kadar gelmiştir. İmparatorluk? da olduğu için Symeon ile anlaşmayı kabul etmiştir. İmparatorluftı^ h S
etmiştir, imparatorluğu^ ödediği vergi yenilenmiş ve ayrıca Bizans idaresi Symeon’a "Bulgarlan 'H osu fçarı)” unvanını vermeyi kabul etmiştir. Ayrıca genç VII. Konsta Symeon’un kızı ile evliliği de görüşülmüştür. "Basileos" unvanı 1^!^ Bizans imparatoru ile aynı seviyeye ulaşmış olur.
Ancak Symeon'un İstanbul surlarının önünden geri çekilmesinden Bizans’ta iktidarı İmparatoriçe Zoe ele geçirir ve Symeon'un «basileos,^ taç giymesini ret eder. Bunun üzerine 917 yılında Bulgarlar harekete'*^ Tesalya’da Aheloos nehri civarında imparatorluk ordusunu yenilgiye ^ hatta kaçan Bizans askerlerinin peşine düşerek İstanbul’a kadar gelirleri da Romanos Lekapenos’un «basileopator» unvanını elde etmesi ile SynK^I İstanbul'u ele geçirme ümitleri suya düşmüş olur. Ancak savaşın neticesiiı-j 919 yılında Symeon «Bulgarların ve Romalıların Çarı» unvanını alır, 92Ufc Bulgar kilisesinin başına patrik unvanı verilir. Symeon, 923’de Edirne’yidff çirdikten sonra 927'de İstanbul'a yapacağı sefer hazırlıkları sırasındaölk
Çar Symeon, büyük oğlunu verasetten mahrum ederek kendisine haldi rak oğlu Petro’yu (927-969) seçmiştir. Petro'nun tahta çıkması ile Synıeoıf neminde yapılan savaşların neticesi olarak 1. Bulgar Devleti çöküş sürednejK Yeni çar Bizans ile 30 yıllık barış imzalamış ve Romanos Lekapenos'ıraK olan Marina-İrina ile evlenmiştir. Bulgar hükümdarı resmen çor unvanını Bulgar kilisesinin başına da patriklik statüsü verilmiştir. Anlaşma geregiBn^^ Bulgaristan'a yıllık haraç ödemeyi kabul etmiştir.
Bizans'la yakınlaşmaktan rahatsızlık duyan ve Petro’nun kardeşi yapmak isteyen boyarların ayaklanması herhangi bir netice vermemiş^^ Jında Symeon'un oğlu Mihail de ayaklanmıştır. Bu ayaklanmadan da ölümü üzerine sonuç alınamamıştır. İçerideki problemlerin yanı şanda da ciddi problemlerle karşılaşmıştır. Sırplar, Macarlar, Bizans' Devletini tehdit eden güçlerdi. Bulgaristan'daki ayaklanmalardan a,
BALKANLAR EL KİTABİ 1125
Symeon döneminde Bulgarlara tabi olan Sırplar bağımsızlığını kazanmışlardır. 934’de başlayan Macar ve 943'de Peçenek akmları Çar Petro’yu dışarıda uğraştıran diğer sorunlardı. Macarlar pek çok kez Vidin, Braniçevo ve Belgrat bölgelerini yağmalamışlar ve Trakya ve Bizans sınır bölgelerine akınlar düzenlemişlerdir. Bulgar çan I. Petro'nun Macarlarla anlaşma yapmasına rağmen Macar saldırıları Bulgar Devletinin zafiyetini büsbütün arttırmıştır. Bu arada Bizans, Petro’ya Macar akınlarına engel olamadığı için baskı yapmış, neticede Bulgar çarı, oğulları Boris ve Roman’ı rehine olarak İstanbul’a göndermek zorunda kalmıştır, Bulgar çarının bütün bu dış tehlikelere karşı Frank İmparatorluğu ile ittifak kurma çabaları sonuç vermemiştir. Olayların bu şekilde gelişmesi, Bizans ile olan ilişkileri gerginleştirmiştir. Bunun üzerine Bizans, Bulgarlara karşı Kiev Knezi Svetoslav'la ittifak kurdu. Svetoslav, 967 yılında Tuna'yı geçerek Kuzey Dobruca’da 30 bin kişilik Bulgar ordusunu bozguna uğrattı ve Dristir [Silistre] surlarına kadar takip etti.
Petro döneminde önemli bir dinî hareket görülür. Bu hareket, kurucusu papaz Bogomil’den dolayı Bogomillik hareketi olarak adlandırılır. Keşiş Kozma, yazdığı « Bogomillere Karşı Söyleşi » adlı eserinde şöyle diyor : «Dindar Petro döneminde Bulgar topraklarında Bogomil (Tanrının sevdiği) - daha doğrusu Bogonemil (Tanrının sevmediği) adında bir papaz ortaya çıktı. O, ilk defa Bulgar topraklarında rafiziliği (heretik doktrini) telkin etmeye başladı.»
Papaz Bogomil’in öğretisi Massalianlar ile Bizans İmparatorluğu tarafından büyük kitleler halinde Trakya’ya yerleştirilen Pavlikyanların doktrininden neşet etmiştir. Kendinden önceki öğretiler gibi Bogomillik de, dünyaya iki prensibin, iyilik (Tanrı) ve kötülüğün (Şeytan) hükmettiğini ve bir birine zıt iki güç arasındaki mücadelenin dünya olaylarını ve her insanın hayatını düzenlediğini kabul eden dualist bir inançtır. Bogomiller tarih boyunca hem Ortodoksların hem de Katoliklerin şiddetli takibine maruz kalmışlardır. Bogomil mezhebi, resmi kilise ve onun temsilcileri ile kilisede ibadet etmeyi, haç işareti yapmayı ret ediyor, günah çıkartma, vaftiz etme gibi dinî gerekleri kabul etmeyerek Ortodoks kilisesinin haç ve ikonalarına karşı çıkıyordu. Bulgaristan’da ortaya çıkan Bogomillik daha sonra Bizans, Sırbistan, Bosna ve Balkan yarımadasının diğer bölgelerine yayılmıştır Fransa, İtalya ve Almanya’da görülen Katarenlerin de Bogomilliğin kollarından biri olduğu sanılıyor Ayrıca Patarenlerin ve Albigensianların da kökleri Bogomillik hareketine dayanmaktadır
Petro döneminde iç ve dış olayların etkisi ile Symeon zamanında en parlak devrini yaşamış olan Tuna Bulgar Devleti, hızla çökmeye, elde ettiği toprakları yavaş yavaş yitirmeye başlar. Petro yerine II. Boris 970 yılında iktidara geldiyse de, Bizans İmparatoru loannes Çimiskes (969-976) tarafından 971 yılında tahttan indirilmiş ve esir olarak İstanbul'a gönderilmiştir. Ayrıca Bulgar patrikliğine de son verilmiştir. Bulgar Devletinin başkenti Preslav BizanslIların eline geçmiş
986 yılında II. Basileios (976-1025) Ohri merkez olmak üzere Bulgar Devletinin Batı topraklarını yeniden teşkilatlandıran ve idaresini üstlenen Samuel’e karşı harekete geçer. Samuel, Selanik’e kadar olan Makedonya topraklarıyla, Bulgar Devletinin Tuna ile Balkan Dağı arasındaki batı topraklarını, Tessalya’5n, Epir’i ve bugünkü Arnavutluk topraklarının bir kısmını idaresi altında birleştirmeyi başarır. II. Basileios’un Samuel’in kardeşi Araon'un idaresinde bulunan Sofya’ya (Sredets) düzenlediği sefer, Samuel'in Devletine karşı yapılan ilk seferdi. Samuel’in Sofya’ya yardıma geldiğini duyan II. Basileios geri çekilmeye karar verir. Ancak Ştipon (İhtiman) kalesinin yakınındaki geçitte Bulgarlar tarafından bozguna uğratılır. Sofya seferi esnasında II. Basileios başarısız olmasına rağmen Samuel Bulgaristan’ına karşı onu Bizans hakimiyetine alıncaya kadar saldırılarını sürdürme kararı alır. Amacı sürekli saldırılar sayesinde Bulgar Devletini yıpratmak ve tamamen zayıflatmaktır. Ayrıca kendi merkezi otoritesini bu seferler sayesinde güçlendirmeyi hedefler. Sonuçta 1000 yılına doğru II. Basileios’un yeniden harekete geçtiğini görüyoruz.
1002 yılında Macarların yardımıyla 11. Basileios Tuna üzerinde önemli bir kale olan Vidin’i (yada Bdin) kuşattı. Samuel, Edirne civarını yağmalayarak II. Basileios’u Vidin’den uzaklaştırmaya çalıştı, ancak başarılı olamadı. Sekiz ay sonra sağlam surlara sahip Vidin kalesi II. Basileios’un eline geçti. Böylece yavaş yavaş II. Basileios, Bulgaristan’ı ele geçirme projesini gerçekleştirmeye başladı. 1002 yılının ilkbaharında Üsküp, 1005 yılında Draç BizanslIların eline geçti. 1009 yılında Samuel karşıt harekata geçtiyse de, başarılı olamamıştır. 1014 yılında II. Basileios, Samuel’in kuvvetlerini Belasitsa Dağının yakınlarında büyük bir bozguna uğratmış ve 15000 askeri esir almıştır. Samuel, bu bozgundan oğlu Gavril Radomir sayesinde güçlükle kurtulabilmiştir. Bizans için Tuna Bulgar Devleti 971 yılından beri taribe karışmıştı. Bundan dolayı II. Basileios ele geçirdiği esirleri, esir olarak değil de, devlete karşı gelen asiler olarak telakki etmiş ve onları çok ağır bir şekilde cezalandırmıştır. Bütün esirleri kör ederek her yüz askerin başına bir tek gözü olan bir asker bırakmış ve onları Samuel’in yanına göndermiştir. Samuel bu görüntü karşısında dayanamayıp kalp krizi geçirerek ölmüştür. II. Basileios, Bulgar esirlerine karşı bu zalim tavrından dolayı Bulgar kasabı olarak tarihte geçmiştir.
Samuel’in ölümü üzerine Manastır’da oğlu Gavril Radomir Bulgar çarı ilan edilir. Ancak amcası Araon’un oğlu İvan Valdislav tarafından öldürülecektir. Böylece İvan Vladislav (1015-1018) Bulgar tahtına oturacaktır. İan Vladislav bir müddet daha Bizans saldırılarına karşı koymaya çabalamıştır. Ancak 1018 yılının kışında Draç’ı ele geçirmeye çalıştığı bir sırada BizanslI askerler tarafından öldürülmüştür. İvan Vladislav’m ölümü ile de hala Bulgarların elinde bulunan l bütün topraklar Bizans’ın eline geçmiştir.sigorta